Sitemiz tekrar yapım aşamasına girmiştir. Bir önceki sitemize defalarca
saldırılar düzenlenmiş ve bunun sonucunda sitemizde virüs gibi sıkıntılar
meydana gelmiştir. Sitemizin yedeği malesef işleme girmiyor. Bu sayede sitemizi
yeniden yapılandıracağız inşaALLAH. Sizlerinde desteği mutlaka çok büyük önem
taşıyacaktır. Yardım etmek isteyen kardeşlerimiz
KEVSER@KEVSERSUYU.NL mail adresine müracaat edebilir.
Siteye destek verecek arkadaşlardan beklenecek olan şeyler;
"Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap"derler."[1]
1. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "(Allah, Peygamberini) Hakka davet etmek insanlara şahit olmak üzere gönderdi. O rabbinin risaletini hiçbir gevşeklik ve ihmalkarlık etmeksizin ulaştırdı. O zayıflık göstermeksizin ve hiçbir bahane aramaksızın Allah yolunda düşmanlarıyla savaştı. O takva sahiplerinin imamı ve hidayete ermişlerin gözüdür."[2]
2. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sonunda münezzeh olan Allah'ın kerameti (Peygamberlik makamı) Muhammed'e (s.a.a) ulaştı. Allah onu en üstün ve değerli soydan seçti. Onun (itretinin, soyunun) uzun dalları vardır ve meyvesine erişilmez. O takva sahiplerinin imamı ve hidayete ermişlerin basiretidir...O'nun sireti itidal; sünneti rüşd; kelamı hakkı batıldan ayırıcı ve hükmü adildir."[3]
--------------------------
[1] Furkan suresi, 74. ayet
[2] Nehc'ul Belağa, 116. hutbe
[3] a. g. e. 94. hutbe
Düzenleyen f_altan Düzenleme Tarihi: 28-04-2010 23:52
"Bugün, size dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslamiyet'i beğendim."[1]
1. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Peygamber'in (s.a.a) ömrünün son yılı olan veda haccında "Bugün sizlere dininizi kemale erdirdim" ayeti nazil oldu ve böylece imamet işi dinin kemalinden sayıldı."[2]
2. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Farzdan sonra başka bir farz iniyordu. Velayet makamı son farzdı. Aziz ve celil olan Allah "Bugün sizlere dininizi kemale erdirdim" ayetini nazil buyurdu. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyuruyor: "Bundan sonra sizlere bir farz indirmeyeceğim. Sizlere artık farzları kemale erdirdim."[3]
3. Ebu Hureyre şöyle diyor: "Zilhicce'nin 18. Günü olan Gadir-i Hum günü Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ben her kimin mevlası isem o halde Ali de onun mevlasıdır. Böylece Allah da "Bugün sizlere dininizi kemale erdirdim." ayetini nazil buyurdu."[4]
---------------------------
[1] Maide suresi, 3. ayet
[2] Nur'us Sakaleyn, 1/589/33
[3] a. g. e. s. 587/25
[4] Durr'ul Mensur, 3/19 bak. ed-Din, 1315. Bölüm
1. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz İmamet İslam'ın gelişen esası (kökü) ve yükselen dalıdır."[1]
2. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İslam beş esas üzere kuruludur: Namaz, zekat, oruç, hac ve velayet. Velayete çağrıldığı kadar hiçbir şeye çağrılmamıştır."[2]
3. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İslam beş şey üzere kuruludur: Namaz, zekat, hac, oruç ve velayet."Zürare, "Bunlardan hangisi daha üstündür?"deyince şöyle buyurdu: "Velayet en üstünüdür, zira velayet bunların anahtarıdır. Velayet sahibi ise onlara kılavuzluk edendir."[3]
--------------------
[1] el-Kafi, 1/200/1
[2] a. g. e. 2/18/3
[3] a. g. e. 2/18/5
1. İmam Kazım (a.s) Allah-u Teala'nın, "De ki, Rabbim gizli ve açık kötülükleri haram kılmıştır." ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Kur'an'ın hem zahiri ve hem de batını vardır. Allah'ın Kur'an'da haram kıldığı her şey zahirdir. Batınları ise zalim imamlardır. Allah-u Teala'nın kitapta helal kıldığı her şey zahirdir. Bunların batını da hak imamlardır."[1]
2. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz tüm hayırların köküyüz, her iyilik dallarımızdandır. Bunlardan bazıları tevhit, namaz, oruç, öfkesini yenmek, kötülük edeni affetmek, fakire merhamet etmek, komşuya yardımcı olmak, fazilet ehlinin faziletini itiraf etmek gibi iyiliklerdir.
Düşmanlarımız ise tüm kötülüklerin köküdür. Tüm çirkin ve kötü işler onların dallarındandır. Onlardan bazıları yalan, cimrilik, gammazlık, akrabalık ilişkilerini kesmek, faiz yemek, haksız yere yetim malı yemek, Allah'ın emrettiği hudutları çiğnemek, gizli ve çirkin kötülükleri işlemek, zina, hırsızlık ve benzeri tüm çirkinliklerdir. Bizden başkasının dallarına sarıldığı halde bizimle olduğunu sanan kimse yalan söylemektedir."[2]
---------------------
[1] a. g. e. 1/374/10
[2] a. g. e. 8/242/336
1. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imamet dinin dizginleridir. Müslümanların düzeni, dünyanın salahı ve müminlerin izzetidir."[1]
2. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamet ümmetin düzenidir."[2]
3. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın size veliyy-i emr kıldığı kimseyi dinleyin ve itaat edin. Zira o İslam'ın düzenidir."[3]
4. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Veliyy-i Emr'in konumu, taneleri bir araya toplayan ve onları birbirine bağlayan ipin konumudur. Düzen (ip) koparsa taneler dağılır ve gider. Artık ebedi olarak hepsi bir araya gelmez."[4]
-----------------------
[1] a. g. e. 1/200/1
[2] Gurer'ul Hikem, 1095
[3] Emali el-Mufid, 14/2
[4] Nehc'ul Belağa, 46. hutbe
"De ki: "Ben sizden buna karşılık yakınlara sevgiden başka bir ücret istemem."[1]
"De ki: "Ben sizden bir ücret istersem, o sizin içindir"[2]
"De ki: "Ben buna karşı sizden bir ücret değil, ancak, Rabbine doğru bir yol tutmak dileyen kimseler olmanızı istiyorum."[3]
1. İmam Hadi (a.s) Nudbe duasında şöyle buyurmuştur: "Onlar (İmamlar) sana ulaşma ve hoşnutluğuna erişme yolu idiler."[4]
2. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz Ehl-i Beyt'in sevgisi dinin düzenidir."[5]
3. İmam Bakır veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz Ehl-i Beyt'iz; hakkımızda şek eden kimsenin Allah amelini kabul etmez."[6]
4. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Beni hak üzere gönderen Allah'a andolsun ki birisi ameliyle yetmiş peygamberi görse de biz Ehl-i Beyt'ten olan Veliyy-i Emr'in velayetini kabul etmemişse, Allah kendisinden ne bir tövbe ne de fidye kabul eder (veya ne bir farzı ve ne de bir müstahabbı kabul eder. )"[7]
5. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ehl-i Beyt'in sevgisine bağlı kalın. Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a andolsun ki kul marifetimiz ve velayetimiz olmadıkça hiçbir amelinden fayda görmez."[8]
6. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer insanlar Allah'tan olmayan zalim bir imamı idareci seçerlerse, Allah yaptıkları salih amellerin hiçbirini kabul etmez."[9]
7. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'a andolsun ki sizden birisi rükün ve makam arasında sürekli namaz kılsa da siz Ehl-i Beyt'in kini üzere Allah ile görüşecek olursa şüphesiz ateşe girecektir."[10]
8. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim aziz ve celil olan Allah'a ibadet hususunda büyük sıkıntılara katlandığı halde Allah tarafından bir imamı yoksa çabası makbul olmaz. O sapık ve şaşkındır. Allah işlerini çirkin sayar, onun misali çoban ve sürüsünü kaybeden koyun gibidir."[11]
1. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamet nurdur. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Allah'a Resulüne ve indirdiğimiz nura iman edin."
Sonra şöyle buyurdu: "Nur, imamdır."[1]
2. İmam Bakır (a.s), Allah'ın, "Allah'a Resulüne ve indirdiğimiz nura iman edin." ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'a andolsun ki nur kıyamete kadar olan âl-i Muhammed'in imamlarıdır. Onlar, Allah'a andolsun ki Allah'ın indirdiği nurdurlar. Onlar, Allah'a andolsun ki yerlerde ve göklerde Allah'ın nurudurlar. Vallahi, imamın müminin kalbindeki nuru, gündüzün parlak güneşinden daha nurludur."[2]
--------------------------
[1] Nur'us Sakaleyn, 5/341/16
[2] a. g. e. h. 14
"Hani Rabbi İbrahim'i bir takım kelimelerle denemiş, o da onları yerine getirmişti. Allah, "Seni insanlara imam kılacağım"demişti."[1]
1. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah Tebarek ve Teala İbrahim'i peygamber seçmeden önce kul olarak seçti ve şüphesiz Allah onu resul seçmeden önce nebi olarak seçti ve şüphesiz Allah onu halil olarak seçmeden önce resul olarak seçti ve şüphesiz Allah onu imam kılmadan önce halil olarak seçti. Bütün bu makamları onda bir araya toplayınca da şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki ben seni insanlara imam kılacağım."[2]
---------------------------
[1] Bakara suresi, 124. ayet
[2] el-Kafi, 1/175/2
"Sen ancak bir uyarıcısın. Her milletin bir yol göstereni vardır."[1]
"Andolsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetiştirdik; belki düşünüp ibret alırlar."[2]
1. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bizleri yapan, yaratan ve bizden ve bütün yaratıklardan üstün olan Allah'ı ispat edince; her asır ve zamanda; yeryüzü, ilim veya sözlerinin doğruluğunu ve adaletinin cevazını gösterici nişaneler taşıyan bir hüccetten boş kalmasın diye resul ve peygamberlerin delil ve burhanlarla geldiği de ispat olur."[3]
2. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz yeryüzü asla imamdan boş kalmaz. Böylece müminler (dine) bir şey eklerlerse onları (bu sapmadan) geri döndürür ve eğer bir şey eksiltirlerse onu tamamlar."[4]
3. İmam Bakır veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah yeryüzünü alimsiz bırakmaz. Böyle olsaydı şüphesiz hak batıldan ayırt edilmezdi."[5]
4. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü olduğu günden beri insanların öldürdüğü her hakkı dirilten alim bir hüccetten boş kalmamıştır."
İmam daha sonra da şu ayeti okudu: "Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler."[6]
5. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz yeryüzü sadece insanların ihtiyaç duyduğu, kendisinin insanlara muhtaç olmadığı ve helal ve haramı bilen bir alime bırakılmıştır."[7]
6. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi birkaç fersah yol gitmek isteyince kendisine bir kılavuz bulmaya koyulur. Sen yeryüzünün yollarına oranla gökyüzünün yolları hususunda daha cahilsin. O halde kendin için bir kılavuz bulmaya koyul."[8]
7. İmam Rıza (a.s) emir sahibi ve emir sahibine itaat hususunda şöyle buyurmuştur: "Bunun bir çok delili vardır: Örneğin insanlar için belli bir sınır tayin edilmiştir ve o sınırı aşmamakla görevlidirler. Zira onların yok oluşuna sebep olur. Bu iş onlara emin bir fert tayin edilmeksizin asla düzene girmez, gerçekleşmez. Ayrıca kalmış ve yaşamış tüm grup ve milletler bir önder sayesinde ayakta kalmıştır. Zira din ve dünya işlerinde ona ihtiyaç duyarlar. Onsuz ayakta duramazlar. Ayrıca onlar için koruyucu ve emanete riayet eden bir önder tayin edilmezse inançlar yıpranır, din ortadan kalkar ve sünnet değişir."[9]
8. İmam Muhammed Bakır (a.s) insanların peygamber ve imama ihtiyaçları hususunda şöyle buyurmuştur: "Zira dünya onun doğruluğu ve temizliği ile baki kalır. Aziz ve celil olan Allah peygamber veya imamın varlığı sebebi ile yeryüzü ehlinden azabı kaldırır."[10]]
------------------------
[1] Ra'd suresi, 7. ayet
[2] Kasas suresi, 51. ayet
[3] el-Kafi, 1/168/1
[4] a. g. e. s. 178/2
[5] a. g. e. h. 5
[6] el-Bihar, 23/37/65
[7] a. g. e. s. 50/100
[8] el-Kafi, 1/184/10
[9] el-Bihar, 23/32/52
[10] a. g. e. s. 19/14
1. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: " Evet, yeryüzü Allah'ın hüccetleri ve delilleri iptal olmasın diye (bazen) zahir ve meşhur, (bazen de) korku ve gizlilik içinde yaşayarak Allah'ın hüccetlerini ikame eden birinden boş kalmaz."[1]
2. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allahım! Senin, yeryüzünde mutlaka velilerine tabi olanların dağılmaması için (bazen) zahir, (ama) itaat edilmeksizin ve (bazen de) gizli, korkulu ve bekleyen birbiri ardınca hüccetlerin olmalıdır. Onlar batıl devletin hakimiyeti zamanında sessizlik içinde ve insanların gözünden gizli olarak yaşasalar da ilim ve edeplerinin nuru insanlardan gizli kalmaz."[2]
3. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Şüphesiz ben ilmin tümüyle toplanamayacağını ve konularının kesilmeyeceğini biliyorum. Şüphesiz ki sen yeryüzünü, kulların için hüccetin iptal olmasın ve dostların hidayete erdikten sonra sapmasın diye zahir ve itaat edilir veya korkulu, tanınmaz ve itaat edilmez hüccetten boş bırakmazsın."[3]
4. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Adem'i yarattığı günden beri yeryüzü zahir, meşhur veya gaip ve gizli hüccetten boş kalmamıştır."[4]
5. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü zahir veya batın bir imam olmaksızın baki kalmaz."[5]
-----------------------------
[1] el-Bihar, 23/46/91
[2] a. g. e 23/54/116
[3] el-Gaybetu li'i Nu'mani, 137/2
[4] Emali es-Seduk-Seduk, 157/15
[5] el-Bihar, 23/23/26
1. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü imamsız kalırsa batar."[1]
2. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer bir an imamın varlığı yeryüzünden kalkacak olursa, deniz ehlini dalgalandırdığı (sarstığı) gibi yeryüzü de ehlini dalgalandırır/sarsar."[2]
3. İmam Bakır (a.s) imamların nitelikleri hakkında şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah onları, sakinlerini sarsmasın diye yeryüzünün erkanı karar kılmıştır. Onlar İslam'ın direkleri ve hidayet yolunun koruyucularıdır."[3]
4. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzü bir tek gün bile ümmetin kendisine sığındığı bizden olan (Ehl-i Beyt'ten bir) imam olmaksızın baki kalmaz."[4]
5. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde her zaman hüccet vardır. Zira insanlar hüccet olmaksızın ıslah olmaz ve yeryüzünü sadece hüccet ıslah eder."[5]
-----------------------
[1] el-Kafi, 1/179/10
[2] a. g. e. h. 12
[3] a. g. e. s. 198/3
[4] el-Bihar, 23/42/82
[5] a. g. e. s. 51/101
"O günde bütün insanları önderleriyle berâber çağırırız."[1]
"Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi. Firavun, kıyamet gününde kavmine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir!"[2]
1. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü olunca aziz ve celil olan Allah nezdinden şöyle bir ses gelir: "Herkes dünyada uyduğu imamının ardı sıra götürüldüğü yere gider.""Nitekim, kendilerine uyulanlar, azabı görünce uyanlardan uzaklaşacaklar"[3]
2. Resulullah (s.a.a) "O günde bütün insanları önderleri ile birlikte çağırırız." ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Her kavim zamanlarının imamı, Allah'ın kitabı ve peygamberlerinin sünneti ile çağırılır."[4]
3. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siz ve sizin gibi olanlar dışında her kavim dünyada uydukları imamları ile birlikte kıyamet günü gelir; bu onlara, onlar da buna lanet eder."[5]
4. İmam Hüseyin (a.s) "O günde bütün insanları önderleri ile birlikte çağıracağız."ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bir imam doğru yola çağırmış ve takipçileri davetini kabul etmişlerdir. Bir imam da sapıklığa çağırmış ve takipçileri davetine icabet etmiştirler. Onlar cennettedir bunlar ise cehennemde. Allah'ın şu sözü de bunu ifade etmektedir: "Bir grubu cennette, bir grubu ise yakıcı ateşte."[6]
5. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Sen her zaman kendisini kulların için bir nişane, beldelerin için bir meşale kıldığın imam vasıtasıyla ipini bağladıktan ve kendisini hoşnutluğuna erişmek için araç kıldıktan sonra dinini güçlendirdin."[7]
----------------------
[1] İsra suresi, 71. ayet
[2] Hud suresi, 97-98. ayetler
[3] el-Bihar, 8/10/3
[4] a. g. e. h. 2
[5] a. g. e. s. 11/4
[6] Nur'us Sakaleyn, 3/192/335
[7] a. g. e 3/193/336
1. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "Kime hikmet verilirse" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "(Hikmet) Allah'a itaat etmek ve imamı tanımaktır."[1]
2. İmam Bakır (a.s) Allah-u Teala'nın "Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu..." ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ölü, bir şey bilmeyen kimsedir. Nur ise kendisine uyulan imamdır."[2]
3. İmam Hüseyin (a.s) Allah'ın marifeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "(Marifetullah) Her zaman ehlinin kendisine itaat etmeleri farz olan imamlarını tanımasıdır."[3]
4. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz Allah'ın itaatini farz kıldığı kimseleriz. Sizler insanların tanımamakta mazur olmadığı kimseye uyuyorsunuz."[4]
5. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dikkatli olunuz! Sizler tanımama hususunda mazur olmayacağınız kimseye itaat etmeyiniz."[5]
--------------------------
[1] el-Kafi, 1/185/11
[2] a. g. e. h. 13
[3] el-Bihar, 23/83/22
[4] a. g. e. 96/211/13
[5] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 18/373
1. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah'ı sadece Allah'ı ve biz Ehl-i Beyt'ten olan imamını tanıyan kimse tanır ve ibadet eder."[1]
2. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bizi tanıyan kimse mümindir, bizi inkar eden kimse ise kafirdir."[2]
3. İmam Bakır (a.s) Allah-u Teala'nın "Karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir?" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar imamlarını tanımayan kimselerdir."[3]
4. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam aziz ve celil olan Allah ile yaratıkları arasında bir kılavuzdur. Kim onu tanırsa mümindir ve kim de inkar ederse kafirdir."[4]
-----------------------------
[1] el-Kafi, 1/181/4
[2] a. g. e. s. 187/11
[3] a. g. e. s. 185/13
[4] el-Bihar, 23/88/32
1. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim imamını tanımadan ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür."[1]
2. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim zamanının imamını tanımadan sabahlarsa (ve o gece ölürse) cahiliye ölümü üzere ölmüştür."[2]
3. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim boynunda biat olmaksızın ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür."[3]
4. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim imamsız ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür."[4]
İbn-i Ebi'l-Hadid'in nakl ettiğine göre Abdullah b. Ömer Hz. Ali'ye biattan kaçındı ve gece biatsız ölmemek için Abdulmelik'e biat etmek üzere gece yarısı Haccac'ın kapısını çaldı. Onun bu düşüncesi Resulullah'tan nakl ettiği şu rivayetti: "Her kim imamsız ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür."Haccac onu öylesine bir aşağıladı ki ayağını yatağından çıkararak şöyle dedi: "(Biat etmek için) elini ayağıma dokundur."[5]
--------------------
[1] a. g. e. s. 76/1
[2] el-Bihar, 23/78/8
[3] Kenz'ul Ummal, 463
[4] a. g. e. 464
[5] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 13/242
1. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bizi tanımayan, ama inkar da etmeyen kimse Allah'ın kendisine farz kıldığı hidayete, yani bize itaatin gerekliliğine dönmediği sürece sapıktır. Bu sapıklığı üzere ölürse Allah ona dilediğini yapar."[1]
2. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim onu (İmamı) tanımaz ve düşmanlık ederse müşriktir ve eğer onu tanımaz, ona düşmanlık etmez ve düşmanına da dostluk elini uzatmazsa cahildir, müşrik değildir."[2]
"Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından ötürü, aralarından, onları buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yaptık."[1]
"Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?"[2]
"Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı"dedi."[3]
1. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu işi (imamet makamını) sabır, basiret ve işleri bilen kimseler yüklenebilir."[4]
2. İmam Rıza (a.s) İmamın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "İmamet hususunda güçlü, siyaset hususunda ise bilgi sahibi olmalıdır."[5]
3. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam hakkı ikame etmek için düşünen bir kalp, konuşan bir dil ve gürleyen bir yürek sahibi olmalıdır."[6]
4. İmam Ali (a.s) İmamların sıfatları hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar dini derk ettiler, anlayan ve riayet eden bir akılla derk ettiler; duyan ve rivayet eden bir akılla değil! Şüphesiz ilmin ravileri çoktur; riayet edenleri azdır."[7]
5. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisini insanlara imam kılarsa, başkalarını eğitmeden önce kendisini eğitmelidir. Başkalarını diliyle terbiye etmeden önce davranışları ile terbiye etmelidir."[8]
6. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'ın emrini sadece, ödün vermeyen ihmalkarlık etmeyen ve şahsi hedefleri peşinde koşmayan kimseler ayakta tutabilir."[9]
7. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam ağız, mide ve tenasül organı hususunda hiç kimsenin kendisini kınayıp, "o yalancıdır, insanların malını yemektedir" ve benzeri sözler söyleyemediği kimsedir."[10]
8. İmam Bakır (a.s) imamın nişanesini açıklama hususunda şöyle buyurmuştur: "Helalzadelik, güzel terbiye ve boş şeyler ile oyalanmamak."[11]
9. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu ümmetin işine eskiden ve şimdi en layık olan kimse resule en yakın olan, kitabı en iyi bilen, dini en iyi düşünen, İslam'da öncü olan, cihatta üstün bulunan ve ümmetin yöneticiliğini omuzlamada en güçlü olandır."[12]
10. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamlardan her kimde şu üç özellik bulunursa imam olmaya ve bu emaneti omuzlamaya layıktır: "Hükmünde adaletli olmak, insanlardan uzak durmamak ve Allah'ın kitabını yakın ve uzak herkes hakkında icra etmek."[13]
11. İmam Hüseyin (a.s) Kufe ehline yazdığı bir mektupta şöyle buyurmuştur: "Ömrüme andolsun ki İmam, sadece Allah'ın kitabı üzere hüküm eden, adaleti uygulayan, hak dine bağlı olan ve Allah'ın (emirleri) karşısında nefsini dizginleyen kimsedir."[14]
12. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamın bir takım alametleri vardır: İnsanların en bilgini, hüküm vermede en üstünü, insanların en takvalısı, insanların en sabırlısı, insanların en cesuru, insanların en cömerdi ve insanların en abid olanıdır."[15]
13. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz İmamet sadece kendisinde şu üç sıfat bulunan kimse ile ıslah olur: Kendisini haramlardan koruyan takva, gazabına hakim olacak bir hilim ve yönettiği kimselere bir baba gibi güzel davranmak."[16]
14. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu işe insanların en layık olanı; bu hususta en güçlü olan, Allah'ın bu konudaki emrini en iyi bilen, bir fitneci fitne kopardığında ona hakka dönmesini söyleyen ve dönmediği takdirde onunla savaşan, kimsedir."[17]
15. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim ve bilgileri onları hakikatleri görmeye sevk etmiş ve yakinin ruhu ile mübaşeret etmişlerdir. Refah içinde yüzenlerin zor kabul ettiği şeyleri kolay görmüşlerdir...Onlar Allah'ın yeryüzündeki halifeleridir."[18]
16. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmamete layık olan imamın bir takım alametleri vardır. Bunlardan birincisi; büyük ve küçük tüm günahlardan masum olduğunun, fetva verirken sürçmediğinin, yanlış cevap vermediğinin, yanılmadığının, unutmadığının ve dünyadan hiçbir şeye gönül bağlamadığının bilinmesidir. İkinci olarak; Allah'ın helal ve haramını, çeşitli hükümlerini, emirlerini, yasaklarını ve insanların ihtiyaç duyduğu şeyleri en iyi bilendir. (O halde insanlar ona muhtaçtır). Onun insanlara ihtiyacı yoktur. Üçüncü olarak; insanların en cesuru olmalıdır. Zira o müminler grubunun kendisine yöneldiği kimsedir. Eğer ilerlemekten geri kalırsa müminler de onun gerilemesiyle geri çekilirler. Dördüncü olarak; yeryüzünün tüm insanları cimri olsa da insanların en cömerdi olmalıdır. Zira eğer hırslı olursa elinde bulunan Müslümanların malı hakkında da hırslı olur. Beşinci olarak; tüm günahlardan masum olmalıdır. Bu özelliği ile masum olmayan uyanlarından ayrılır. Zira o masum olmazsa diğer insanların düştüğü helak edici günahlar, şehvetler ve lezzetlere kapılma hususunda kendisine güven olmaz."[19]
17. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İtaati farz olan imamın velayetinin büyük sınırları onun her türlü hata, sürçme, kasıt, büyük ve küçük her türlü günahtan masum olduğunun bilinmesidir. Ne sürçer, ne hata eder, dini ortadan kaldıran hiçbir şeye gönül vermez. Boş şeylerle uğraşmaz. O Allah'ın helal ve haramını, farz ve sünnetlerini, tüm hükümlerini en iyi bilendir. O bütün alemden müstağnidir. Diğerleri ona muhtaçtır. Şüphesiz o insanların en cömerdi ve insanların en cesurudur."[20]
18. İmam Ali (a.s) Hemmam Hutbesinde Müminin sıfatlarını zikrettikten sonra şöyle buyurmuştur: "O kendisinden sonraki iyiler için imamdır."[21]
19. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın imamet makamına layık olmasını sağlayan şeylerden bazısı şunlardır: Temizlik, insanın ateşe girmesine sebep olan helak edici her türlü günah ve isyandan arınma. Sonra ümmetin helal ve haram hususunda ihtiyaç duyduğu her şeyi aydınlatan bir ilim; Kur'an'ın özel ve genel, muhkem ve müteşabih hükümlerini, ilmi inceliklerini zihinden uzak tevillerini ve nasih ve mensuhunu bilecek bir bilgi."[22]
---------------------------
[1] Secde suresi, 24. ayet
[2] Yunus suresi, 35. ayet
[3] Bakara suresi, 247. ayet
[4] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 7/36
[5] el-Kafi, 1/202/1
[6] Gurer'ul Hikem, 11010
[7] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 13/317
[8] a. g. e. 18/220
[9] a. g. e. s. 274
[10] el-Kafi, 1/284/3
[11] a. g. e. s. 285/4
[12] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 3/210
[13] Kenz'ul Ummal, 14315
[14] el-İrşad, 2/39
[15] Mean'il Ahbar, 102/4
[16] el-Hisal, 116/97
[17] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 9/328
[18] a. g. e. 18/347
[19] el-Bihar, 25/164
[20] a. g. e. 68/389/39 (bak. ) tüm hadisler
[21] el-Kafi, 2/230/1
[22] el-Bihar, 25/149/24, (bak) tüm hadisler
1. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namus, kan, ganimet, ahkam ve Müslümanların imamet görevini (şunlara) vermenin doğru olmadığını biliyorsunuz: Cimri kimseye...Zira cimri kimse Müslümanların malına tamahlanır. Hakeza cahile...Zira cahil de cehaletiyle onları saptırır. Hakeza acımasız ve zalim kimseye...Zira acımasız insan, gaddarlığıyla onları ihtiyaçlarından mahrum bırakır.[1] Hakeza devletlerden korkanlara, zira devletlerden korkan kimse de[2] bir kavmi diğerinden kayırır. Hakeza hükümlerinde rüşvet olan kimseye. Zira rüşvet alan kimse hakları çiğner, hakkı sahibine ulaştırmada ihmalkarlık eder. Hakeza sünneti askıya alan kimse de ümmeti helak olmaya sürükler."[3]
2. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Davud'a (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim ve şehvetleri seven bir kalbi (kimseyi), takva sahiplerine imam kılmam haramdır."[4]
-------------------
[1] İbn-i Ebil Hadid bu tabirin acımasız idarecilerin korkusundan ihtiyaçlarını onlara söyleyemez. Merhum Feyz ise şöyle tercüme etmiştir: "...Ta ki zulümle onları perişan etmesin."
[2] Merhum Feyz bu ifadeyi şöyle tercüme etmiştir: Hakeza günlerin değişmesinden korkanlara. Zira günlerin değişmesinden korkan kimse bir grupla birliktelik eder, diğer bir grubu ise hor ve hakir kılar.
[3] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 8/263
[4] Nur'us Sakaleyn, 4/44/145
1. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah beni yaratıklarına imam kılmıştır. Fakir fakirliği ile bana uysun ve zengin zenginliği ile isyan etmeye kalkışmasın diye yiyeceğim, içeceğim ve giyeceğim hususunda insanların zayıfları gibi olmamı farz kılmıştır."[1]
2. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah-u Teala fakir olan kimselerin, fakirlikleri sebebiyle isyan etmesinler diye hak imamlarına kendilerini zayıf insanlarla aynı tutmasını farz kılmıştır."[2]
3. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hak imamların, yiyecek ve giyeceklerinde insanların en zayıf halli olanlarına benzemesi onların güçlerinin yetmediği şeylerle ortalıkta belirmemeleri gerekir. Böylece fakir onu görünce içinde olduğu durum sebebiyle Allah'tan hoşnut olur. Zengin de onları görünce şükür ve alçak gönüllüğünü artırır."[3]
4. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Halifeye iki kase dışında Allah'ın malından istifade etmesi helal değildir. Bir kaseyi kendisi ve ailesi yer, bir kaseyi de başkalarına yedirir."[4]
5. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki hiç şüphesiz her uyanın kendisine uyduğu, ilminin nuruyla aydınlandığı bir imamı vardır. Bilin ki hiç şüphesiz imamınız dünyadan sadece iki eski elbise ve yiyecekten iki dilim ekmek ile yetinmektedir."[5]
6. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz imama, Allah'ın emirlerinden yüklendikleri dışında hiçbir şey gerekmez. (Allah'ın emirleri ise şunlardır: ) Öğütlerde ihmalkarlık etmemek, hayır dileme hususunda gayret göstermek, sünneti ihya etmek, müstahak olana hadleri uygulamak, pay sahiplerine paylarını (beytülmalden) vermek."[6]
7. İmam Ali (a.s) Esvet Katebe'ye yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Allah'a hamd ve senadan sonra...Valinin istekleri olursa, onu bir çok adaletten alı-koyar. İnsanların işi, hak olan hususlarda senin yanında eşit olmalıdır."[7]
8. İmam Ali (a.s) Muhammed b. Ebi Bekir'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Eğer halkın bir ihtiyacı olursa (vali) tanıdık ve yabancı kendi nezdinde eşit olsun diye oturmak ve yüzlerine bakmak hususunda ayrımcılık yapma. Uzak ve yakın senin nezdinde eşit olsun."[8]
---------------------------
[1] el-Bihar, 40/336/17
[2] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 11/32
[3] Nehc'us Saadet, 2/49
[4] Kenz'ul Ummal, 14348
[5] Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 16/205
[6] a. g. e. 7/167
[7] a. g. e. 17/145
[8] a. g. e. 6/65